ANDREI TARKOVSKY’Yİ BİLMEK VE ANLAMLANDIRMAK

ANDREI TARKOVSKY’Yİ BİLMEK VE ANLAMLANDIRMAK

“Kendi sanatının yasalarını bilmeyen bir kimse, asla yaratıcı olamaz.” (1) 

ANDREI TARKOVSKY’Yİ BİLMEK VE ANLAMLANDIRMAK

“Kendi sanatının yasalarını bilmeyen bir kimse, asla yaratıcı olamaz.” (1) 

 

 

Kuşkusuzdur ki; sinemadan bir sanat olarak bahsetmenin ve onun tarihçesini irdelemenin en kaçınılmaz noktalarından bir tanesi de Andrei Tarkovsky’yi bilmek, anmak ve onu anlamlandırmaktan geçmektedir. Tarkovsky yalnızca bir film yönetmeni, senarist, yazar yahut aktör değildir; Tarkovsky, bunların hepsinin ötesinde önemli bir modern dönem düşünürü ve güçlü analiz kabiliyetine sahip olan önemli bir sanat insanı olmuştur.

 

Tarkovsky Sovyet Film Okulu’nda görmüş olduğu profesyonel eğitimin ardından, kendi eserlerini yavaş yavaş oluşturmaya başlamıştır. (2) Onu farklı kılan; iyi bir çekim tekniği anlayışı, iyi bir senaryo, iyi bir kurgu, iyi bir ışık bilgisine sahip olmanın ötesinde; toplum içerisinde ve döneminin diğer sanat insanları arasında farklı bir alımlayıcı olma özelliğine sahip olması olmuştur. Tarkovsky’yi döneminin ve coğrafyasının en başarılı ve etkileyici yönetmeni yapan yegâne şey onun farklı bakış açılarına sahip olma ve baktığını farklı yorumlayabilme özelliği olmuştur.

 Öğrencilik döneminin sonlarına doğru yapmış olduğu ilk filmi The Killers (Katiller - 1958); onun akranları arasında sivrilme sürecini en iyi açıklayan erken dönem eserlerinden biridir. The Stream Roller and The Violin (Silindir ve Keman – 1960) ile kendini artık yalnızca tekniğe ve anlatıma iyi hakim olan bir yönetmen olmaktan ziyade; düşünen, yorumlayan ve güçlü biçimde ifade eden bir yönetmen olarak ilan etmiştir. Edinmiş olduğu bu tutum; zamanla onu sinema tarihinde poetik sinema türünün lideri konumuna taşıyacaktır. Onu tam anlamıyla zirveye taşıyan diğer eserleri ise Ivan’s Childhood (İvan’ın Çocukluğu – 1962), Stalker (İz Sürücü – 1979), Andrei Rublev (1969), The Mirror (Ayna - 1975) gibi unutulmaz filmleridir. (3) Tarkovsky’nin bütün eserleri birbirinden ayrı belki de binlerce farklı mesajı olacak biçimde nitelikli ve iyi tasarlanmış, iyi kurgulanmış eserlerdir.

Andrei Tarkovsky, 28 Aralık 1986 tarihinde, Paris’te akciğer kanseri nedeniyle hayata gözlerini yummuştur. Dört sene sonra ona “Sinema Sanatına Olağanüstü Katkısı, Evrensel İnsani Değerleri ve Hümanist Düşünceleri Olumlayan Yenilikçi Filmleri” adı altında Lenin Ödülü layık görülmüştür. (4) 

 

Tarkovsky’nin sinema ve sinemacılık anlayışı, hayata bakış açısını her ne kadar dolaylı olduğu sanılsa da; direkt olarak betimler ve ifade eder. Tarkovsky sinemacılığı ticari kaygıdan tamamen uzak tutan ve “başarı” kavramını tam tamına maddiyattan uzak tutup ayrıştıran bir görüşe sahiptir. Dolayısıyla sinemacılık hayatı ve bireysel bakış açısındaki bu tutum; onun eserlerinde de rahatlıkla görebildiğimiz üzere; suni kalıplar ile herhangi bir bağı olmaksızın kendini ortaya koyan, dolu bir niteliğe sahiptir. Bütün filmlerinde yapaylıktan uzak, izleyici ile bire bir bağ kurabilen, samimi bir atmosfer mevcuttur. Eserlerinde vermek istediği mesajları çoğunlukla doğrudan vermiştir. Fakat mesajı alımlayıcıya iletme yolu gösterme yahut hazır biçimde izlettirme yolundan uzak olacak şekilde, hissettirilerek gerçekleştirilmiştir. Bu bakış açıları ve iletilerin içerisinde; bireysel ve toplumsal, felsefe ve sosyoloji ile köprü kurmak, aynı zamanda ideolojik anlamda tüm kavramlardan parçalar görmek ve bunları dikkatli bir analiz yoluyla anlamak mümkündür. Dolayısıyla buradan hareketle şunu söylemek mümkündür ki; Tarkovsky, eserlerindeki ideolojik anlatımları alımlayıcıya, bir propaganda edasıyla yaklaşmaktan ziyade; düşündüren ve sorgulatan bir üslupla erişme çabasına girmiştir. Bireyi kendi yarattığı sinematik yaratının içerisine hapsetmez, aksine izleyicinin eseri dosdoğru algılamasına yardım eder, davetkâr bir tutum sergiler.

Tarkovsky; vermek istediği şey’in, ne’liğine, niteliğine yönelir, eserin izleyici ile iletişime geçtiği tüm süreçte de buna odaklanmayı ve bu biçimde ulaşmayı hedefler. Filmlerinde kullandığı uzun sahneler, kameranın aynı noktaya uzun süre ile odaklanması gibi ilk etapta bir filmde olmaması gereken yanlış bir ele alış veya yaklaşım gibi değerlendirilse de; aslında izleyici, ne kadar süre bir yönetmen tarafından aynı manzaranın içinde tutulursa; o kadar bu manzaranın niteliğini sorgulamaya başlar. İşte Tarkovsky’nin bu methodu, pek çok yönetmen tarafından hayranlıkla öğrenilmiş, denenmiş ve incelenmiştir; fakat kendinden sonra bu denli başarılı bir ifade biçimini yakalayabilmiş bir yönetmene henüz tekrar rastlanamamıştır. 

 

Hiçbir eserinde mesajı, iletiyi, alt metni, çıkarımı, vs. hazır halde sunmamıştır. Fakat eser, alımlayıcının sorgulayıcı ve meraklı takip sürecine girebilmişse; anlatılmak istenen aslında her zaman direkt bir anlatımdır. Tarkovsky, izleyiciye açık seçik bir sunum yapmaz, fakat eserlerinin bilinçli izleyicilere denk gelmesi durumunda her şeyin gayet anlaşılır olduğunun fark edilmesi kaçınılmazdır.

Tarkovsky, bireysel mesajlar vermekten kaçınır. Genellikle eserlerinde toplumsal algıyla ilgisi olabilecek her türlü temaya yahut özellikle kavrama yer verir. Özgürlük, esaret, felaket, vs. gibi birçok kavram, onun filmlerinin başlı başına konusu olmuş ve titiz bir anlatım gücüyle işlenmiş biçimde izleyiciyle buluşmuştur. Kavramsal temalarını, filmlerinde hatırlatırken yahut bir çeşit belirteç ile kullanmak istediğinde, onu bir objeye indirger ve onunla anlatımını güçlendirmeye, mesajını anlamsal bazda derinleştirmeye çalışır. Kimi zaman bir elma (Adem ile Havva’yı ifade ederek), kimi zaman bir kuş (özgürlük ve hürriyeti ifade ederek), kimi zaman bir balon (Umudu ifade ederek), kimi zaman ise yıkılmakta olan bir bina (ardından Öğrenci Yazıları ~ Başkent Üniversitesi GSTMF Fakülte Bülteni ~ BELLEK ~ Sayı 5 ~ Nisan 2015 Başkent Üniversitesi GSTMF Fakülte Bülteni ~ BELLEK ~ Sayı 5 ~ Nisan 2015 38 39 gelen güneş ile devrimi ifade ederek) kendine alternatif anlatımlar üretir. Bunlar hem ortaya çıkardığı eseri zenginleştirir ve besler; hem de bahsedilmiş olan dolaylı görünen fakat direkt verilen mesajların gerçekliğini destekler, bu doğrultuda bir temellendirme yapar.

 Bütün bunlar, genellikle ilk bakışta akla gelmeyen yahut herhangi bir kavramla o an için bağdaşmayan, dolayısıyla eşleşemeyen ana fikirlere sahip imgelemleri ile izleyiciyi düşündürür ve buradan hareketle sorgulamaya yönlendirir, inceleme ve düşündürmeye sevk eder. İzleyici Tarkovsky’nin herhangi bir şaheseri ile baş başa kaldığı süreci tamamladıktan sonra, yalnızca modern dönem insanının sosyal bir ihtiyacı haline geldiği savunulan sinemanın kendi üzerinde kurduğu haz ve tatminkarlık duygusunu hissetmez. İzleyici, onun kendisini davetkar bir biçimde ağırlamış olduğu film süresince hayatı ve benliği irdelemeye başlayacağından, Tarkovsky’yi özümser ve onu bilinçli yahut bilinçsiz bir biçimde kabullenir. Tarkovsky’nin de tam tamına amacı budur: Seyirciye geçici ve unutulması muhtemel bir uzun metraj vaat etmek değil, seyirciye o’nunla baş başa kaldığı an itibariyle tüm yaşamı kapsayan süre boyunca bir şeyler katabilme isteğinden ileri gelen paylaşımcı ve etkileyici bir ifade biçimiyle izleyicinin yüreğine ulaşmak.

Tarkovsky, eserlerinde bu dünyadaki maddiyatın tam anlamıyla geçici olduğunu ifade etmek isteyen bir tutum sergilemiştir. Ona göre insanı değerler, manevi paylaşımlar maddi olan her şeyden daha değerlidir. (5) Kendisine ait olan “Mühürlenmiş Zaman” isimli kitabında, bu görüşlerine ait birçok sorgulama, muhakemeye yer vermiş ve bunu yine de okuyucuya sunmaktan çekinmemiştir. Ona göre düşünce, hissiyatlar, insan ruhunun doğurduğu her türlü şey çok üst bir noktadadır ve buna göre değerlendirilmelidir. Bütün bu sebepler dolayısıyla, o’nun eserlerinde sanatsal, politik, ideolojik bakış açılarına ait olabilecek bir propaganda benzeri tutuma rastlamak, alılmayıcıyı kendi kaos düzenine hapsetmek istemeyeceğinden, yalnızca düşündürmek ve anlaşılmak istemesinden dolayı mümkün değildir.

Tarkovsky’nin eserlerinde kullandığı dolaylı görünen, fakat dolaysız anlatımlardan oluşan ifade biçimlerinin amacı aslen çok açık ve anlaşılır bir sadeliğe sahiptir. O, aslında hissiyat ve düşünce kapsamında kendisiyle örtüşen bir kitleye çağrı yapar. Bu sebeple Tarkovsky anlaşılmayı beklemez, kendisini anlatmak için farklı siluetlere beden olmaz. Çünkü o, alılmayıcıyı baştan aşağı değiştirmek için değil kendi gibi olanları bir ortak paydada birleştirmeyi hedeflemekten farklı bir kaygı gütmemiştir. Kısacası, bilinçsiz izleyiciyi ayıklar ve eler; bilinçli izleyiciye ise doğrudan hitap eder.

Dolayısıyla, Tarkovsky; tüm dünyaya kazandırmış olduğu önemli başyapıtlarını hem teknik anlamdaki bilgi ve tecrübe birikimini hissettiren, hem de düşünsel anlamda sağlam ve iletişim odaklı bir temaya sahip olması açısından sinema tarihi, sinemacılık ve sinema algısı hakkında oldukça önemli yerlere sahiptir. Bugün, eserleri sinema okullarında ve bölümlerinde ders niteliği taşıyarak nesillere aktarılmaktadır. Bütün bunlar göz önünde bulundurularak rahatlıkla söylenebilir ki, genç sinemacılar ve sinemacı adayları bugün diğer bir takım sinema sanatçısının olduğu gibi, Andrei Tarkovsky’nin de ışığını takip etmelidirler…

KAYNAKÇA

1. Andrei Tarkovsky, Mühürlenmi Zaman, Afa Yayınları, Ekim 1986. Syf. 66

2. Wikipedia, http://tr.wikipedia.org/wiki/ Andrey_Tarkovski

3. Wikipedia, http://tr.wikipedia.org/wiki/ Andrey_Tarkovski

4. Wikipedia, http://tr.wikipedia.org/wiki/ Andrey_Tarkovski

5. Andrei Tarkovsky, Mühürlenmi Zaman, Afa Yayınları, Ekim 1986. Syf. 10-11

 

Sitemizde bulunan ses, görüntü, resim ve içeriklerin kopyalanması ve izinsiz yayımlanması yasaktır.

Tüm hakları saklıdır © 2018 - 2012 YUTT Sanat

YUTT SANAT (Yol Ufka Tiyatro Topluluğu)